Zihinsel veya duygusal herhangi bir zorluğun üstesinden gelebilmek için öncelikle o zorluğun farkına varmamız gerekiyor. Rehaveti fark etmek kolay değil. Sessizce hayatımızın içine sızan, bizi aldatan, uyuşturan, bizi cezbeden tehlikeli bir duygu, rehavet. Ve en önemlisi, bizi korkularımızla yüzleşmekten koruyan sahte bir kalkan.
73. Doğal Antidepresan: Gökyüzü
Yüzümüzü göğe çevirip kendimizi onun manzarasına bıraktığımızda, zamanın yavaşladığını hissederiz. Sadeliği, boşluğu, uçsuz bucaksızlığı zihnimizi dinlendirir. Bize sunduğu tablo ne olursa olsun, az önce kafamızın içinde neredeysek, oradan çıkıp ‘’büyük resmi’’ görmemizi sağlar, gökyüzü. Öylesine değişken ve sınırsızdır ki zihnimizde kendi kendimize yarattığımız sınırların saçmalığını hatırlatır. Gökyüzünün enginliği karşısında, az önce sorun ettiğimiz şeylerin küçüklüğüne hayret ederiz. Hayatın, tıpkı gözümüzün önünden uçup giden bulutlar gibi, gelip geçici olduğunu hatırlarız. Bunu hatırlamak, kalıcı sandığımız yükleri hafifletir. Ve belki de en güzeli, büyük, çok büyük bir varlığın parçası olduğumuzu hisseder; kendi küçük varlığımızda anlam buluruz. Hayatın zorluklarıyla baş edebilmek için, güzellikleri fark etmeye ihtiyacımız var. Dayanıklı ve güçlü hissedebilmek için umuda, umut edebilmek içinse iyi ve güzel olanı hatırlamaya, görmeye ihtiyacımız var.
72. Yemekle Kurduğumuz İlişki
Türkiye obezitede Avrupa birincisi. Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği ölçütlere göre her üç yetişkinden biri obez. Durum yalnızca yetişkinlerle sınırlı değil. Türkiye’de yapılan araştırmalar, her dört çocuktan birinin aşırı kilolu veya obez olduğunu ortaya koymuş. Türkiye Bilimler Akademisi’nin daha birkaç ay önce düzenlenen sempozyumunda paylaşılan veriler bunlar. Obezite, dünya çapında bir salgın ve her geçen yıl kötüleşiyor. Endişe verici olan bu sayıların özellikle düşük gelirli ülkelerde, sağlık sistemlerinin ihtiyacı karşılamakta zorlandığı ülkelerde hızla tırmanıyor olması. Açlık hissini bir tehdit olarak gören, bu yönde evrimleşmiş bir beyinle yaşıyoruz. Üstelik hem fiziksel hem duygusal yönden alışkanlık yaratacak şekilde tasarlanmış yiyeceklerle çevriliyiz. Durum buyken, yemekle kurduğumuz ilişkiyi istediğimiz gibi yönetebilmek için yapabileceklerimiz neler?
71. Aç Değilken Yemek
Yaşamak için acıkmaya ihtiyacımız var ama yemek için acıkmaya ihtiyacımız yok. Yeme isteğiyle, biyolojik bir dürtü olan açlık hissi her zaman aynı şey değil. Bu yüzden yemekle kurduğumuz ilişki, açlığın, tokluğun, beslenmenin ötesinde, duygusal ihtiyaçlarımıza işaret eden önemli bir bilgi kaynağı.
70. Daha İyi Hissetmek
İyi hissetmenin tanımı yalnızca mutlu, neşeli, keyifli hissetmekle sınırlı değil. Hem fiziksel ıstırapların hem duygusal zorlukların karşısında iyi olabilmek için, daha iyi hissedebilmek için öncelikle gücümüzü bulmaya ihtiyacımız var. Gücümüzü bulabilmek içinse güvende hissetmeye.
69. Duygusal Bir Mesele: Ağrı
Bizi tehlikelerden koruyan, bizi hayatta tutan bir uyarı sistemi, ağrı. Bedenimizde hissettiğimiz her ağrı dikkatimizi çağıran bir işaret. Öte yandan bir ağrıyı, bir acıyı tecrübe etmek hiçbir zaman yalnızca fiziksel bir olay değil. Zihinsel ve duygusal bir mesele.
68. Gereksiz Istıraplar
Aslında sandığımızdan daha özgürüz. Mecburiyetler ve kısıtlamalar, birçok zorluk ve engel, çoğu zaman kendi zihnimizde, kendi kendimize yarattığımız hikayelerden ibaret. Hem daha kolay hem daha mutlu bir hayat için ilk adım, bu gereksiz ıstıraplardan kurtulmak.
BONUS – Gülün Hikayesi
Mutlu Beyin podcastinin yeni bir bonus bölümüne daha hoş geldiniz. Tam da bu mevsimin güzelliklerinden biri hakkında olacak bu bölüm. Çiçekler aleminin en kadim, en popüler çiçeği hakkında: gülün kısa hikayesi.
67. Doğru Tecrübeyi Yaratmak
‘’Hayatı nasıl yaşamak istiyorum?’’ Zor ve büyük bir soru bu. Oysa cevaplaması en zor sorular bile küçük adımlara bölündüğünde kolaylaşır. Hayatı günlere, saatlere hatta anlara böldüğümüzde, hayat tecrübemiz üzerinde sandığımızdan çok daha fazla gücümüz olduğunu göreceğiz. Zihnimizin ürettiği algıları, inançları, düşünceleri pasif bir şekilde kabul etmek yerine, dünyaya ilişkin tecrübelerimizi aktif olarak biçimlendirmemize olanak sağlayan bir güce sahibiz. Bu bölümün konusu, bu gücü kullanarak kendimiz için doğru tecrübeyi yaratabilmek.
66. Hayat Buna Değer
Her gün ne çok şey düşünüyoruz, hissediyoruz, fark etmeden kabulleniyoruz. Oysa bir düşünceyi aklından geçirmekle, düşündüğün şeye inanmak arasında upuzun bir yol var. Bir duyguyu hissetmekle, o duyguya teslim olmak arasında uzanan bir yol olduğu gibi. Daha anlamlı ve daha mutlu bir hayata uzanan yol bu.
