Kendi yarattığımız mecburiyetlerin mahkumuyuz. İç dünyamızda sürekli bir ‘’zorunluluklar listesi’’ ile yaşıyoruz. Yalnızca başkalarıyla olan ilişkilerimizde değil, kendimizle kurduğumuz ilişkide de ağır bir yük, mecburiyet. Oysa kendimizi mecbur gördüğümüz her durum, sandığımızdan çok daha fazla seçeneğe ve özgürlük alanına sahip.
93. GÜZEL ŞEYLER – Battaniye Altına Kıvrılmak
Soğuk bir günde, içeride olup yumuşak, sıcak bir battaniyenin altına kıvrılmak… Yalnızca bedeni değil, ruhumuzu saran bir tecrübe bu. Zaman zaman kendi benliğimizle baş başa kalmaya ihtiyaç duyuyoruz. Dış dünya hızla akarken, iç dünyamızda yarattığımız o sade ve derin huzur anlarında…
92. Memnun Olmayan İnsanlar
Birine yardımcı olmak için çabalayıp, sonunda çabanızın neredeyse fark edilmediğini hissettiniz mi hiç? Siz ne yaparsanız yapın, hiçbir zaman yeterli olmuyormuş gibi… Yardım etmeye, destek olmaya çalıştınız. Kendi işinizi gücünüzü ertelediniz, onların ihtiyaçlarına öncelik verdiniz. Saatlerce dertlerini dinlediniz. Fedakarlıklar yaptınız. Belki hizmet ettiniz ama karşınızdaki kişi yine de memnun olmamış gibi davrandı. Görmedi, kayıtsız kaldı. Bir teşekkür bile etmedi. Hatta bırakın teşekkür etmeyi, eleştirdi, kusur buldu, beğenmedi. Ya da sanki bunu zaten hak ediyormuş gibi, sizden alacaklıymış gibi davrandı. Memnun olmadı. Peki, bu durum karşısında siz neler düşündünüz, nasıl hissettiniz? Başkalarının bize yönelik memnuniyetsizliği karşısında hissettiğimiz her duygu, kendimizle ilgili bir mesaj taşır. Bu mesaj yalnızca ihtiyaçlarımızı ya da zaaflarımızı göstermekle kalmaz, gücümüzü de hatırlatır. Çünkü en büyük özgürlüğümüz, başkalarından bağımsız olarak kendi hakkımızda ne düşüneceğimizi seçebilmek.
91. Faydasız Düşüncelerden Vazgeçmek
Gerçekte var olan her şey, bir zamanlar yalnızca bir ihtimal, yalnızca bir fikirdi. Her şey önce bir düşünce olarak doğar. Hayal ederiz, sonra inanırız, en sonunda gerçekleştiririz. Bu yüzden hangi düşünceleri beslediğimiz, nasıl bir gelecek, nasıl bir hayat inşa edeceğimizi belirler.
90. Doğru Sandığımız Yanlışlar
İnsan beyni en çok haklı çıkmayı sever. Kendimizi hep haklı, dünyayı ise tam da inandığımız gibi görmenin bir yolu, alıştığımız, benimsediğimiz hikayelere sıkı sıkıya tutunmak. Ne görmek istiyorsak, sadece onu aramak. Ne duymak istiyorsak, onu işitmek. Bize hiçbir faydası olmasa bile.
89. Sabah Yaptığınız İlk Şey
Hayatta kontrol edebildiğimiz şeyler sınırlı. Uyandığımızda günün bize neler getireceğini bilmiyoruz. Beklenmedik zorluklar, mutlu sürprizler… Her şey mümkün. Ama sabahın o ilk dakikalarında, güne nasıl başlayacağımıza karar vermek büyük ölçüde bizim kontrolümüzde. Küçük ama güçlü bir seçim bu.
88. Huzur Bulmak
Huzur hissetmek için başkalarına ihtiyacımız yok. Dış dünyanın sessiz ve sorunsuz olmasına da ihtiyacımız yok. İşler yolunda gitmezken bile içimizde, kendi zihnimizde yaratabileceğimiz bir sığınak huzur. Hayatın akışını direnmeden kucakladığımız, düşüncelerimizle inşa ettiğimiz bir güven ve denge kaynağı.
87. Doğru Kararı Verebilmek
Şüphe, tereddüt, pişmanlıkla harcanan zamanı, anlam dolu bir tecrübeye, anlam dolu bir hayata dönüştürmek için durup beklemekten vazgeçmek ve karar vermek gerekiyor. Her gün daha az ”bilmiyorum” demek için kendimize sorabileceğimiz sorular var.
86. Kararsızlık
Karar vermek neden zor gelir? En doğru kararı bulma çabası ve pişmanlık korkusu bizi nasıl paralize eder? Kararsız kalmak neden rahatlatır? Yalnızca kararsızlığı aşmak için değil, her kararı güçlü bir tecrübeye dönüştürmek için yapabileceklerimiz var.
85. Zihni Yatıştırmak
Kafamızın içi tekrar tekrar döndürüp durduğumuz olumsuz düşüncelerle, şikayetlerle, yakınmalarla dolup taştığında ve zihnimizin kalabalığıyla, gürültüsüyle yorgun düştüğümüzde, kendimizi yatıştırmak ve olan bitene sakin gözlerle bakabilmek için neler yapabiliriz? Bir problemi serinkanlılıkla çözebilmek için önce onu gerçek boyutlarıyla görebilmek gerekir. Zihnimizde gereğinden fazla yer kaplayan her sorun, çoğu zaman araya duygusal mesafe koyamadığımız için olduğundan daha karmaşık ve zor görünür. Bir sorunla aramızdaki mesafeyi anlamanın en kolay yoluysa, ona verdiğimiz duygusal tepkilere bakmak.
