Her gün ne çok keşke diyoruz… Geçmişte kalan bir anı zihnimizde düzeltmeye çalışırken, bazen pişmanlıkla bazen hasretle, kimi zaman şikayet etmek kimi zamansa kendimizi cezalandırmak için. Ama her defasında güçsüzlük hatta çaresizlik hissiyle. Oysa her keşkeyi, geleceği kurmak üzere kendi avantajına dönüştürmek mümkün.
114. Dedikodu Yapmak Neden Zevk Verir?
“Size bomba gibi bir dedikodum var! İnanamayacaksınız, neler olmuş ama aramızda kalsın…” Bunları duyduğumuzda; yeni, gizli, belki yasak bir bilgi öğreneceğimizin daha işaretini aldığımız anda, zevk duymaya başlıyoruz. Beynimiz dedikoduyu neden ödül gibi algılar? Dedikodu, hangi yönleriyle psikolojik bir ihtiyaç? Ne zaman yıkıcı bir silaha dönüşür? Ve başkaları hakkında söylediklerimiz, bize kendimizle ilgili neler anlatır?
113. Kendinle İyi Geçinmenin Yolu
Hayatı sevmenin, hayatla dost olmanın ilk adımı, kendine dost olmak değil mi? İçimizde kavga ettiğimiz sürece, dünya da huzursuz, gürültülü. Kendimize düşman olduğumuzda, ne başarının tadı var ne güzelliklerin. Kendini anlamak, kendi hikayeni sahiplenmek, önce kendine sadık olmak için… Kendimizle iyi geçinmek için neyi bekliyoruz?
112. Hayatı Kolaylaştıran Basit Cümleler
Mutsuzluk sandığımız şey bazen yalnızca bir alışkanlık. Düşünmeye alıştığımız olumsuz, faydasız, mutsuz düşüncelerin yarattığı duygusal bir döngü. Bu döngüden çıkmanın yolu, yeni düşüncelerle zihnimizi yeniden eğitmek. Çünkü hayatı değiştirmenin yolu, yalnızca tek bir düşünceyi değiştirmek kadar kolay olabilİr.
111. GÜZEL ŞEYLER – Renklerden Sarı
İnsanın dişlerini kamaştıran limon sarısı, yumuşak, mat sarısıyla ayva kabuğu, platin rengi saçlar, mısır püskülü, ayçiçeği, kehribar, bal rengi, sonbaharda yaprakların arasından eriyip dağılan altın rengi… Hepsi, doğanın sarıya yüklediği bin bir anlamın yankısı. Bugün, işte o rengin—sarının—ışıkla, sıcaklıkla, insanlık tarihindeki yeri ve yaşam enerjisiyle iç içe geçmiş hikayesi.
110. Adını Koyamadığımız Duygular
Adını koyamadığımız duygulara, başka diller aracılığıyla isim bulabiliriz. Dünyanın uzak dilleri, başka dillerde tam karşılığı bulunmayan, buna rağmen dünyanın hemen her köşesinden insanın duygularına tercüman olabilecek egzotik sözcüklerle dolu. Kendimizi daha iyi anlamaya ve içimizdeki karmaşayı yatıştırmaya yardımcı olabilecek sözcüklerle.
109. Bir Şehri Neden Severiz?
Her şehrin bir ruhu vardır. Kimi ilk bakışta çarpar, kimi zamanla, tanıdıkça sevilir. Ve bazen bir şehri sevmek için tek bir an yeter. Bir şehri neden severiz? Bu bölümde, bir yandan Hollanda’nın en güzel şehirlerinden birinin, Utrecht’in sokaklarını gezeceğiz, bir yandan da bu soruyu cevaplayacağız.
Sere Serpe Lizbon
Sere serpe bir şehir, Lizbon. Plajların şehrin ta içine nüfuz ettiği, güneşe ve suya dost; yalnızca geniş meydanlarda ve manzaralı yüksek tepelerde değil, daracık yokuşlarla sokak kuytularında bile kendini gizlemeyen, hep biraz çıplak bir şehir. Şehrin ortasında çıplak yüzen kadınları kendine yakıştıran bir şehir.
Dünyanın En Güzel Plajı
İstanbul’dan en fazla bir buçuk saatlik uçuş mesafesindeyiz ama Karayipler’de gibiyiz. Akdeniz’in en turistik adalarından birindeyiz ama öyle nefis bir yalnızlıkla çevriliyiz ki dünyanın gürültüsünden çok uzakta, ıssız bir okyanusun ortasındaymışız gibi… Deniz, arkamızda yükselen dağlar kadar durgun. Su, cam mavisi. Kum, uçuk pembe. Enginlere kadar uzanan pürüzsüz maviliğin ucunda, Afrika var. Burası, Afrika’ya göç eden deniz kuşlarının Avrupa’daki son durağı. Burası, dünyada eşi benzeri olmayan kum çiçeklerinin serpildiği, şansı yaver gidenlerin Akdeniz foklarıyla yan yana yüzdüğü bir doğa harikası. Burası Girit’in egzotik cenneti Elafonisi. O kadar güzel ki bir plaj değil de bir plajın rüyası gibi…
108. Kıskançlığı Yatıştırmak
Sevdiğin bir insanın başarısını kıskanmak… Çoktan bitmiş bir ilişkinin ardından, eski eşin, eski sevgilinin yeni hayatını kıskanmak… Yüzeyde başka biriyle ilgiliymiş gibi görünse de insanın kendiyle baş başa kaldığı bir duygu, kıskançlık. Kim olduğumuzla, kim olmak istediğimiz arasındaki mesafeye dair sessiz bir yüzleşme.
